Aralık, 2009 için arşiv

27
Ara
09

LANET

LANET

Yüz yılların birikmiş laneti bu.
Zamanın evvelinden gelen bir iblis.
Mayasında ateş,
Tadındaysa şehvet var.

Tek bir damla daha,
Tek bir fısıltı…
Uğrunda neler yapmaz ki insan.

Korkmadan git üstüne.
Başkalaşan bir ruhla,
Sana ait olmayan gözlerle bak ona.
Adını henüz koymadığın bir tanı ara onun ruhunda.

Tek bir damla daha,
Tek bir fısıltı…
Uğrunda neler yapmaz ki insan.

Tanrının bile unuttuğu sözcükleri söyle ona.
Kozasından çıkan nefesini kat tenine.
Bağır, haykır! Sanki yırtarcasına kefenini.
Yarım kalmış cümlelerini tamamla onun cisminde.

Tek bir damla daha,
Tek bir fısıltı…
Uğrunda neler yapmaz ki insan.

Kandır onu türlü düzenbazlıklarla.
Aşk de, sevgi de, bağlılık de…!
Ta ki kırılıncaya kadar tüm oyuncakların,
Oyna bütün oyunları onun huzurunda.

Tek bir damla daha,
Tek bir fısıltı…
Uğrunda neler yapmaz ki insan.

Yüz yılların birikmiş laneti bu.
Zamanın evvelinden gelen bir iblis.
Mayasında ateş,
Tadındaysa şehvet var.

Orkun DAĞLAROĞLU

26
Ara
09

yol

Uzun bir yoldan gelmişti. Hemde çok uzun..Kendi bile bilmiyordu ne denli yolun uzun olduğunu. Yol boyunca ağır ağır yürümüştü. Bir an gelip yoruldum sanırım,diye içinden geçirdi. Ama ne olursa olsun, nefesi kesilse bile o yola devam etmeliydi. Sonunu görmeyi o kadar çok istiyordu ki ..Yanındaydım nefes alıp verişlerini o kadar net hatırlıyorum ki.O kadar yakındık ki..Bir o kadar da uzaktı bana.Yol bitene kadar neden böyle davranıyor bana diye sormak istedim. Her an dilimin ucuna geldi sözcükler, yapamadım.Durdu,kımıldamadan durdu. ”Birşey mi oldu ?” diye sorduğumda sadece gülümsemekle yetindi. İşte orada dermişcesine baktı uzağa, uzağa ..Neydi aradığı, neden benimle tek bir kelime bile konuşmuyordu. Bilmiyorum. Asla da bilemeyeceğim.Yüzü bembeyazdı, parıl parıl parlıyordu gözleri birden göz bebekleri büyüyüp küçülmeye başladı. Adeta korkmuş gibiydi. Derin bir iç çektikten sonra anladım işte o an neyi bulduğunu..Aradığı şey huzurdu, huzurun içerisinde mutlulukta yatmaktaydı sanırım..Huzurluydu güneş yavaş ama narin bir şekilde yzünü okşuyordu. Gülümsüyor, gülümsüyordu..

25
Ara
09

osman baydemir Üzerine…..

Sesimi birilerine duyurmak istedim.İçimde ki çığlıkların duyulmasını istedim ama helluri arkadaşım nam-ı diğer sevgili arkadaşım Onur biraz olsun dile getirmiş..Ama dayanamadım..Bende birşeyler karalayayım dedim….Sonuçta serbest atış;

%65 oy almış bir belediye başkanından biraz bahsetmek istiyorum..

Efendim kendisi Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur..1 yıl serbest avukatlık yaptıktan sonra bir şekilde siyasete atılmıştır…Zaman içerisinde bir çok fikir topluluklarında görev almış ve nihayetinde zamanın dtp si dehap dan Diyarbakır Milletvekili Adayı olmuştur…Sonunda kendisine tahsis edilen görev onun için tepe noktasıdır ; Diyarbakır Belediye Başkanlığı…Burada bir parantez açmak istiyorum ; efendim yaklaşık 20 yıldır etnik parti çalışmaları devam ediyor..Son halkası olan dtp de bayrağını bir başka oluşuma devredecek.Peki bu nereye kadar sürecek…Bu süregelen partilerin kaleleri olarak gördüğü Diyarbakır şehrine (ki ben bu parti kalesi tabirini etik bulmuyorum) belediye başkanı olmak her babayiğidin  harcı değildir..Zaten baydemirin genç yaşta böylesi bir şehre , neden belediye başkanı olduğunu hareket ve tavırlarından anlıyoruz…Son zamanlarda kendisini Kürt halkının sözcüsü olarak tanıtan ve günümüz siyasetinin içinde oldukça aktif durumda bulunan baydemir ; tavırları ve üslübuyla günden güne halkının desteğini arkasına alıyor haklı olarak..Askere silah bırak diyor , ölen pkk lıların ailelerinin evine gidip oğlunuz(haşa diyeyim) şehit oldu anam ağlama diyor , konuşmalarını Kürtçe yapıyor..Sonra çıkıp ekranlarda ahkam kesiyor ; biz barış elçiyiz , demokratik açılımı baltalamayın…

Bugün olanları ise sanırım hepimiz biliyoruz..Kameraların önünde belediye başkanı sıfatı altında söylediği sözler gerçekten de yenilir yutulur cinsten değil…Ama şu anda baydemir Diyarbakır da kahraman ilan edildi..Çünkü ona oy veren ve veremeyen(burada taş atan çocuklardan bahsediyorum) vatandaşlarımızın içinden geçenlere tercüman oldu belki de…Konuşmasını yaptıktan sonra Türk Halkı şaşkındı..Kimileri ağzından kaçtı canım dedi…Keşke hep böyle iyi niyetli olsak kardeşim…Ama akşam canlı yayında söyledikleri  (NTV) ; asla pişman değilim…………..yorum yok…..

Son olarak bu tepkinin sebebine gelmek isityorum…Arkadaşlar anladığım ve araştıdığım kadarıyla osman baydemir gözaltına alınamayınca çok içerlemiş..Arkadaşları ‘sen halkına böyle mi sahip çıkıyorsun , biz sana o koltuğu bunun için m, verdik’ demiş.. Bunun üzerine baydemir bende çıkıp ortalığın şöyle bir tozunu attırayım , ana avrat düz gideyim , beni de içeri alsınlar arkadaşlarımı yalnız bırakmayayım demiş.. Daha sonra çıkmış yeni oluşumlarının binasının önüne başlamış konuşmasına…Konuştukça alkış tufanı , küfürler..Yaşa çok yaşa ..Alkış geldikçe basmış küfrü , basmış küfrü..Bi ona , bi ona , bi ona , bi ona….Akabinde beklemiş…Gelip kimse beni de arkadaşlarımın yanına götürmeyecek mi diye…Beklemiş beklemiş beklemiş..Gelen geçen yok..En son televizyonlara çıkayım belki bu sefer duyarlar demiş…Bir güzel televizyondan da teyit etmiş…Ama tık yok…..Bugüne kadar hiçbir işlem olmadığı gibi…

Bu ülkede bu pkk sevdalısına dur diyecek  , işlem yapabilecek tek bir Cumhuriyet Savcısı yok mu arkadaş!!!

Kardeş kardeş yaşasak olmuyor yani…

25
Ara
09

Siyaset Üslubu

Adam daha ne desin.Ne istediyse yapıldı.Her söylediğinin üstüne soğuk soğuk sular içildi.Eh bu kadar rahatlık da üslup bozar.Tabii buna üslup denirse.Söylediklerinin tutacak bir yeri bulunabilirse.Videonun sansürsüzünü bulmak için uğraştım biraz hem akıllarda,ne dedi diye,şüphe kalmasın,hem de durumun ne hale geldiğini en çıplak haliyle görebilelim diye.

Tutmayın küçük enişteyi!!!

Gülüyorum ama sinirden be Şemsettin.Off off…

Karşınızda dıt osman…

23
Ara
09

Akademisyenlerden Tekel İşçilerine Destek

Üniversitelerin çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri bölümlerinde görev yapan akademisyenler bir bildiri yayınlayarak çalışma yaşamındaki sorunlara dair görüşlerini bildirdiler. Bildirinin sonunda bu görüşleri savunan akademisyenler bildiriye imza attılar.

Bildirinin ve imzacıların tam metni şöyle;

Eğitim ve araştırmalarında insan onuruna yaraşır bir çalışma yaşamı ile istihdam hakkını temel ilke edinen üniversitelerimizdeki Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümlerinin öğretim üyeleri olarak, çalışma hayatına ilişkin son gelişmelerden endişe duymaktayız. Ülkemizde son dönemlerde çalışanlara yönelik olumsuz tutum ve tahammülsüzlüklerin şiddet boyutuna ulaştığı gözlenmektedir. Hak arayan Tekel işçilerine ve itfaiyecilere güvenlik kuvvetlerinin ölçüsüz müdahalesi, toplu sözleşme ve grev hakları için mücadele eden demiryolu çalışanlarına yönelik baskılar, bu tahammülsüzlüğün örnekleridir. Tersanelerden ve maden ocaklarından gelen iş kazası ve ölüm haberleri, işiyle birlikte umudunu kaybeden insanların kendilerinin ve aile yakınlarının canına kıymasına kadar uzanan gelişmeler, emeğe yönelik kayıtsızlığın sosyal ve sendikal hakların yanı sıra yaşam hakkını da kapsayan ihlallere kadar uzanan acı sonuçlarıdır.

Çalışma yaşamına ilişkin sorunların çözülmesi amacıyla, insan haklarına saygılı ve dayalı devlet ile sosyal devlet ilkelerinin gereği olarak, sosyal adalet doğrultusunda atılacak adımların, Türkiye’de gerçek bir sosyal barışa ulaşmanın olmazsa olmaz koşulu olduğunu düşünüyoruz. Hükümeti, işçiler ile kamu görevlilerinin sendika, toplu pazarlık ve grev haklarının eksiksiz olarak kullanılması için gerekli önlemleri almaya; çalışma yaşamını Uluslararası Çalışma Örgütü’nün, Birleşmiş Milletler’in ve Avrupa Konseyi’nin Anayasa’nın 90. maddesine göre “ulusalüstü” nitelik taşıyan sözleşmelerine uygun hale getirmeye; İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin sendika, toplu sözleşme, grev ve toplu eylem hakları konusundaki kararlarına uygun davranmaya ve aralarında iş denetiminin de bulunduğu önlemlerin titiz bir biçimde hayata geçirilmesini sağlamaya çağırıyoruz. Muhalefet partileri ile sivil toplum kuruluşlarını ve kamuoyunu ise, çalışanların hak arama çabalarına daha duyarlı davranmaya ve bu konuda etkin girişimlerde bulunmaya davet ediyoruz.


Prof. Dr. Ahmet Makal (Ankara Ü., Bölüm Başkanı)
Prof. Dr. Ahmet Selamoğlu (Kocaeli Ü., Bölüm Başkanı)
Prof. Dr. Ufuk Aydın (Anadolu Ü., Bölüm Başkanı)
Prof. Dr. Nergis Mütevellioğlu (Akdeniz Ü., Bölüm Başkanı)
Doç. Dr. Oğuz Karadeniz (Pamukkale Ü., Bölüm Başkanı)
Doç. Dr. Serap Palaz (Balıkesir Ü., Bölüm Başkanı)
Prof. Dr. Gülay Toksöz
Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu
Prof. Dr. Berrin Ceylan Ataman
Prof. Dr. A. Gürhan Fişek
Prof. Dr. Mesut Gülmez
Profr. Dr. Müjdat Şakar
Prof. Dr. Zeki Erdut
Prof. Dr. Tijen Erdut
Prof. Dr. Yüksel Akkaya
Prof. Dr. Faruk Sapancalı
Prof. Dr. Pars Esin
Doç. Dr. Abdülkadir Şenkal
Doç. Dr. Aşkın Keser
Doç. Dr. Dilek Baybora
Doç. Dr. Oğul Zengingönül
Doç. Dr. Metin Özuğurlu
Doç. Dr. Verda Canbey Özgüler
Doç. Dr. Seyhan Erdoğdu
Doç. Dr. İlkay Savcı
Yrd. Doç. Dr. M. Onat Öztürk
Yrd. Doç. Dr. Aziz Çelik
Yrd. Doç. Dr. Burcu Kümbül Güler
Yrd. Doç. Dr. Gözde Yılmaz
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Rauf Kesici
Yrd. Doç. Dr. Betül Urhan
Yrd. Doç. Dr. Seydi Çelik
Yar. Doç. Dr. Fatma Kocabaş
Yar. Doç. Dr. Berna Güler Müftüoğlu
Yar. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu
Yar. Doç. Dr. Özlem Çakır
Yar. Doç. Dr. Rabia Çizel
Yar. Doç. Dr. Beyhan Aksoy
Yar. Doç. Dr. Handan Kumaş
Yar. Doç. Dr. Kamil Orhan
Yar. Doç. Dr. Nesrin Demir
Yar. Doç. Dr. Mehmet Yılmaz
Yar. Doç. Dr. Nihan Ciğerci Ulukan
Yar. Doç. Dr. Umut Ulukan
Yar. Doç. Dr. Çağatay Şahin
Yar. Doç. Dr. Hakan Koçak
Yar. Doç. Dr. Sayım Yorgun
Yar. Doç. Dr. Fatma Yıldırım
Yar. Doç. Dr. Serap Özen Çöl
Yar. Doç. Dr. Recep Kapar
Dr. Mehmet Ali Şuğle
Dr. Meltem Güngör Delen
Arş. Gör. Arzu Özsoy
Arş. Gör. Sevda Köse
Arş. Gör. Doğa Başar Sarıipek
Arş. Gör. Melih Sertkan
Ar. Gör. Taner Akpınar
Ar. Gör. Çağla Ünlütürk
Ar. Gör. Nagihan Durusoy Öztepe
Ar. Gör. Murat Çolak
Ar. Gör. Efe Çınar
Ar. Gör. Elif Tuğba Doğan
Ar. Gör. Onurcan Taştan
Ar. Gör. Nail Dertli
Ar. Gör. Osman Tezgel
Ar. Gör. Hakan Topateş
Ar. Gör. Mehmetcan Türkölmez
Ar. Gör. İlker İnan Akçay
Ar. Gör. Ayşe Gözde Koyuncu
Ar. Gör. Barış Koyuncu

20
Ara
09

Tanrı ile Hasbıhal

Bilirim yasaktır maya bize.
Eh be güzel Tanrım
O zaman kadını niye yarattın?
Hikmetine sual olmaz.
Sorsamda çare olmaz.
Denirki bizden yarattın kadını.
Bunda bir hata var Ey Tanrım.
Bizden çıkan neden bize teba olmaz?
Revamıdır bu cefa bize?
Sevda bu konar koynuna.
Adı bilinmez gizlilerde saklı.
Tadı desen akla zarar.
Eh be Tanrım, adını öğrendikte
Bu seferde tadı damağımızda kaldı.

Orkun DAĞLAROĞLU

17
Ara
09

Avucundan Dökülen Toz Zerreleri

Aslında birçok konu var hayata dair
Gözlerden uzak yaşantılarla dolu bir diyar gibi
Sözcüklerin anlamlarını yitirmekten zevk duyarcasına kişiliksizleştikleri
Duyuların yaradılışlarında sanki bir makus talihmiş gibi
Bensizleştikleri

Gözlerin gördüğü ama sözcüklerin anlam katamadıkları yaşantılar var hayatta
Binlerce insanın her gün çiğnedikleri kaldırımlar gibi
Kaldırımlarda yaşanan o sıcacık yaşantılar gibi
Soyut kavramların sanki hayat bulmuş suretleri gibi
Benleştikleri

Ucundan dökülecek birkaç damla yaş kadar azdır sayısı kalplerin
Yakınlarda aramak ister o misafirperverliği
Belki birkaç küçük mırıltı duyar kulakların, yakınlaşmak istersin
Her halükarda teraküm edecek bir sergerde için dalar gözlerin
Tedirginlik kaplar içini, ya hırıltıysa işittiğim dersin

Sonra müktesep olur tedirginliğin, bilirsin hani nedir ne değildir
Gözlerin açık dalarsın uykuya kör kütük
Seni sen yapan birikimleri derlersin bir çırpıda yakmak için
Yer açarcasına başıbozuk bir gidişata
Günü kurtarmanın derin huzuru kayıp giderken avuçlarından boşluğa

Cesaret koyarsın adını esaretin, anlamsız gülüşler alır tebessümün yerini
Ne yakındır duyguların sana, nede uzaktır yoksunlukların
Birkaç damla akıtırsın bedenine huzurun sahte suretinden
Bilirsin yavanlaşmıştır yalanların artık, kendin bile inanmazsın onlara
Kendini kandırmaya yüz tutmuş bir şarlatan kadar masumsundur ancak

Heyhat, ne acı ve makus bir kader, yalanların kadar sahtedir hislerin
Hayata dair olan son kırıntıları da un ufak etmişsindir içinde
Ne gam ne keder, tasa desen…
Hayır daha beter bir sondur elindeki
Avucundan döktüğün toz zerreleri.

Orkun DAĞLAROĞLU

17
Ara
09

(zamansız pantolonistan 1.bölüm)karmaşık düşlerimiz;bilmediğim şehrin,tanınmayan yüzleri..

15
Ara
09

İç Savaş Çıkınca Niye Sustunuz???

Tam olarak iç savaş denemese de olaylar ateşlenme-kalkışma aşamasında.30 yıldır uğraşıyorlardı Türk-Kürt gerilimini çıkarmaya.En sonunda mutlu sona yakınlar.Darbe sonrası apolitik nesillerin beynine beynine özel-satılık medya zehirini verince hassas toplumsal dinamikler popülizme kurban gidiyor işte.

Şaşırttı mı?Tabii ki de hayır.

SSCB’nin çöküşündeki ajan sivil toplum kuruluşları ve medya organlarının yaptıklarına,ülkelerde oluşturdukları ezilmişlik,demokrasi,naiflik psikolojisine bakınca bu gayet doğal.Onlarca yıldır uygulanan taktik yine tuttu.

Sadece SSCB mi?Kadife devrim rüzgarı her ülkede aynı işleyişe sahip ve Doğu Avrupa’da acaip tutuyor.

Bi de televizyonda her söylenene inanan apolitik kitle hep bir ağızdan,zombi gibi komplo teorisyenliği yapmayın demese.

Yok abi inanmam yeminlen diyenler için geliyor;Gürcistan’da Soros destekli Rustavi2 televizyonu ve 24 Saat gazetesi Gül Devrimi’nin temellerini attılar.Ukrayna’da Kanal 5 bu işi yürüttü Turuncu Devrim oldu…vesaire…Az merak eden araştırsın.

Bu yönteminlerin temel taşı satılık kalemler,satılık ağızlar da ülkenin temel unsurlarını birbirlerine karşı güzeelcene kışkırttılar.Sonra gelsin devrimler,bölünsün devletler.

Dikkatimi çeken en önemli şeylerden birisi de bizim bu kiralık kalem kitlesi.Demokrasi,insan hakları,özgürlük naraları atarak,elalemi azarlayarak tartışan arkadaşlar vardı ya.Şimdi yoklar.İstediğiniz oldu.E buyrun ülke yanıyor şimdi.Hadi gelin fikir geliştirin,çözüm üretin.Hani iyi niyetliydiniz,kayboldunuz ortalıktan sözbirliği etmişçesine…

Gelmeyecekler canlarım biliyorum.Ne zaman sular durulursa o zaman gelecekler suyu bulandırmak için.

Bu yüzden sözüm sadece sizlere arkadaşlar.Her gördüğümüze,her duyduğumuza hemen inanmayalım allasen.Bu ülkenin,birbirimizin değerini bilelim.

Hadi kalın sağlıcakla.

11
Ara
09

Kanatlar ve Kökler

düşler ülkesinde bir kedi,
kanatlar ve kökler.
balık ağaca cıkar mı ?
peki ya ağaç balığa yem tutar mı ?

güftesiz bir beste,
eleştireni olmayan bir roman,
uçamayan bir martı…
peki ya deniz,
deniz martıyı aç bırakır mı ?
ya kökleri martıyı salar mı ?

tanıdık bir an, belki rüyalarımızdan.
suda kırılan bir ışık demeti,
çiğercinin önündeki kedi.
kedinin düşlerinde kasaba yer var mı ?
ya kasap kediye bakar mı ?

hani masalda çizmesi vardı kedinin !
hani koşardı, konuşurdu, gülerdi…
belki savaşırdı ama ağlamazdı !
köklermi yoksa kanatlarmı kediye çizmesini verir ?
peki ya köklerinden uzak mekanlarda, kanatları olmadan uçamayan bir martı ?

                                                                      Orkun DAĞLAROĞLU




Zaman Dilimi Göstergeci

Aralık 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kas   Oca »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

bize ulaşın

camcerceve@gmail.com

örtmenim arkadaşlar konuşuyo!


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.