Yazar Gökhan Doğru için Arşiv

04
Mar
11

makyaj güzeli


Peugeot yenilenen yüzüne bir yeniliği daha 308’İ makyajlayarak getirdi. Bir başka değişle Peugeot’nun sonu 8’le biten model kodlamasının ilk üyesi olan 308, geride bıraktığı 5 yılın sonunda yeni bir yüze kavuşarak, üreticinin değişen tasarım felsefesine adapte edildi.

Daha fazla şıklık, daha az tüketim…

İlk baharın gelmesiyle tazelenecek olan 308, daha ekonomik motorları ve kendisi gibi yeni olan ağabeyi 508 gibi start-stop otomatiğiyle ömrünün ikinci yarısına sağlıklı bir şekilde giriyor.

Otomobil firmalarının makyaj stratejileri çok önemlidir. Bir yandan otomobilin pazardaki payına yeniden hareket katmayı amaçlarken, diğer yandan makyajı abartarak önceki versiyondan çok fazla ayrılıp, önceki versiyona sahip müşterileri ellerinde çok eskimiş bir otomobil olduğu hissine sokmaması gerekir.
Peugeot 308’in makyaj işleminde bu dengeyi fevkalade sağlamış görünüyor. Bir yandan mevcut 308 sahiplerini üzmezken, diğer yandan benim gibi 308’e pek ilgi duymayanların bile ilgi odağını üzerine çekecek detaylara dokunmuşlar.

Peugeot tasarımcıları adeta uzman bir estetik cerrah gibi aracın burnuna ufak bir müdahalede bulunmuşlar. Artık daha şık bir burun var. Makyajla birlikte devasa ızgaralar küçültülmüş, yeni tasarım farlar 308’e daha kendinden emin göze daha hoş gelecek bir ifade kazandırmış. Bumerang şeklini andıran LED’li gündüz farları (Active ve üzeri donanım paketi) ise havasına hava katmış.
İç mekanda kapı kolları ve dekorasyon elemanları dışında pek bir değişiklik yapılmamış.
308’in CC versiyonunda arkada güzel detaylar dikkat çekerken SW modelinde arkada neredeyse hiçbir değişiklik bulunmuyor.
Ayrıca makyajlanan 308’in yeni jant ve 3 yeni gövde rengi seçenekleri de sunuluyor.

Yapılan makyajla birlikte değişen tasarım 308′in aerodinamik katsayısını 0.29 Cd’den 0.28 Cd’ye düşürürken, 25 kilogram azalan ağırlık da yakıt tüketiminin düşürülmesine hizmet ediyor. Şimdiye kadar sadece orta sınıf 508′de otomatik şanzımanla birlikte sunulan mikro hibrid e-HDi teknolojisi, makyajlı 308′le birlikte manuel şanzımana kavuşurken, düşük yuvarlanma dirençli lastiklerin de katkısıyla, yaz aylarında yollara çıkacak olan bu versiyon 98 g/km’lik çok düşük CO2 değerine sahip. Start-stop sistemine sahip olan manuel şanzımanlı e-HDi versiyonu, otomatik şanzımanlı 508 e-HDi’dan farklı olarak 8 km/s yerine, hız 20 km/s’nin altına düştüğünde motoru otomatik olarak stop ediyor. Mevcut 308′den tanıdığımız motor seçenekleri Euro 5 emisyon normlarını karşılayacak seviyeye getiriliyor.

Şöyle bir müjdeli haberimiz de var ki; Peugeot, müşterilerin bütçelerini de zorlamayacak. Hatta tam tersine Peugeot makyajlı modellerinin fiyatında hafif bir indirime gidecek.

02
Mar
11

yeni punto evo reklamı

son zamanlardaki en başarılı otomobil reklamlarından biri olmuş kendisi…

01
Mar
11

yorumsuz…

Ve italyan otomobili yarattı…
Lamborghini Aventador LP700-4 fazla söze gerek yok, görsel şölen sizin için…

This slideshow requires JavaScript.

27
Şub
11

Peugeot 508

Orta-Üst sınıfta rekabet giderek kızışıyor. Son olarak yarışa Fransız Peugeot da 508 modeliyle katılıyor. 15 Mart’da Türkiye pazarına sunulması beklenen 508′in lansmanını Frazsız marka,İspanya’nın Alicante kentinde tüm dünyadan yaklaşık bin basın mensubuna, hem 240 kilometrelik şehirlerarası parkurda hem de şehir içinde test sürüşleri yaptırarak tanıttı.

Fransız otomobil firmaları son yıllarda Alman, hatta İtalyan rakiplerine parmak ısırtan tasarımlar yapmaya başladılar. Citroën’in C5 ile yakaladığı göz alıcılığa sağlam bir cevap hazırlayan Peugeot 508′in, tasarımında şu ayrıntılar göze çarpıyor:

Peugeot’un orta ve orta-üst sınıf otomobillerinde görmeye alıştığımız karakteristik burun estetik bir şekilde 508′de de gözümüze çarpıyor. Önde büyük ve geniş bir ızgarayla başlayan tasarım farlarla birlikte agresif ve meydan okuyan bir görüntü sunuyor. Kaputun üzerinden burna doğru gelen çıkıntılı çizgiler Peugeot’un aslanlı logosuyla son bulurken, adeta formula araçlarına gönderme yaparak performansı hakkında iddalı bir hava katıyor. Yine ön tarafta tamponun altında sis farları ve avrupa’da artık zorunlu hale gelen gündüz farları (led) şık görünüme katkıda bulunuyor.

Ön farların uzantısından çıkıp aracın arkasına doğru ilerleyen çizgler bir bütünlük içerisinde.

Aracın arka tarafında ise ilk dikkatleri çeken led teknolojisi kullanılan ve damla şeklideki arka stoplar. Damlanın sonu bagaj kapagına dayanırken damlanın ucu kaportanın yan kısımlarına incelerek uzuyor. Aracın arka kısımında diğer dikkat çeken unsurlar ise; büyük bir Peugeot logosu ve kapağın üzerindeki şıklığa katakıda bulunan krom çizgi. Arka kısımdaki çift egzoz çıkışını da esgeçmemek lazım.

Otomobilin iç kısmında ise siyah zemine beyaz ışıklarkla aydınlatmalı şık bir gösterge tablosu, göğüsün ortasında navigasyonlu bilgi ekranı (opsiyonel), ve vitesin altında bu ekranı yöneten bir joistik bulunuyor. Gösterge tablosunun ortasında bulunan yol bilgisayarı ise renkli ve renksiz digital olarak iki seçenekte sunuluyor. Ayrıca yeni nesil Peugeot’da uzaktan kapı açma ve motoru çalıştırma sistemleri de getirikmiş. (Start-stop). 508′de versiyona göre opsiyon ya da standart olarak sunulan Türkiye haritalı navigasyon, renkli head-up display ekran, dört bölgeli otomatik klima, akıllı ışık sistemli xenon farlar, sürüşe duyarlı yönlendirmeli farlar, akıllı anahtar, elektrikli park freni, sürücü için elektrikli bel masajı gibi donanımlar mevcut.

Halen Türkiye’de ön sipariş toplayan Peugeot’nun rakipleriyle D sınıfında yarışa soktuğu 508 modeli, sedan ve SW tiplerinden oluşuyor.

Peugeot 508 Sedan, Access, Active, Allure ve GT olmak üzere 4 farklı ekipman düzeyi ve 4′ü dizel (1.6 HDİ 112 hp, 1.6 e-HDİ 112 HP Auto6R, 2.0 Hdi 163 hp otomatik, 2.2 Hdi 204 hp otomatik), 3′ü benzinli (1.6 VTİ 120 hp Auto6R, 1.6 THP 156 hp, 1.6 THP 156 hp otomatik) 7 farklı motor seçeneği ile Türkiye pazarına sunulacak.

508 SW ise 2 ekipman düzeyi (Active, Allure) ve 2′si dizel (1.6 e-HDi 112 hp Auto6R, 2.0 Hdi 163 hp otomatik) ve 1 benzinli (1.6 THP 156 hp otomatik) olmak üzere 3 farklı motor seçeneği 3 farklı motor seçeneği ile satılacak.

Peugeot 508′in fiyatları ise sedan için 53 bin TL’den, SW için ise 58 bin TL’den başlayacak. SW tipinin gövde fiyatı, aynı ekipman düzeyi ve motor seçeneğine sahip olan sedan versiyonu ile aynı seviyede olacak.

Artık karar vermenin zor olduğu, kafaları iyice karıştıran birbirinden iddialı orta-üst sınıf ailesine bir rakip daha Peugeot’dan 508 ile geliyor. Sabırsızlıkla bekliyoruz…

 

 

19
Ara
10

ÖSYM’nin kopya önlemi!

2010 KPSS kopya skandalından sonra çok şey yazıldı, çok şey çizildi. Siyasiler önerilerde bulundular, hatta ahkam kestiler. Kurumun başındakiler demeç verdiler, hatta istifa ettiler…

Bunca olayın ardından bir sürü yorumlar da yapıldı tabi; böyle bir rezalet nasıl gerçekleşebildi, bundan sonra ne yapılacak?

Ülkemizi yöneten siyasilerin ve bürokratların sözde çözüm önerileri havada uçuştu! “Sözde” diyorum çünkü mevcut skandal sınavdan sonra ülke genelinde kapsamlı olarak iki sınav yapıldı: biri kopya iddiası bulunan ve yenilenme kararı alınan KPSS’nin eğitim bölümü tekrar sınavı, diğeri de KPSS B kadro sınavı. Bugünse bu sunavların üçüncüsü olan Akademik Lisansüstü Eğitim Sınavı (ALES). Ben kopya skandalından sonraki diğer iki sınava değil ancak bugünkü ALES sınavına girdim ve ülkenin diğer gençleri gibi LGS, ÖSS, ÖYS, KPSS’den baya bi sınav tecrübemiz var çok şükür! Yani bugüne kadar bir sınav ortamı nasıl olur, bir sınava nasıl gidilir neler götürülür, neler götürülmez iyi biliyorduk.

Ancak bugün gördüm ki kopya skandalından sonra bu konudaki tüm ezberler bozulmuş. “Sözde” diyorum çünkü Büyüklerimizin bu konudaki skandala getirdikleri çözüm bizleri günah keçisi yapmak, her bir öğrenciyi tek tek potansiyel suçlu görmekten ibaretmiş!

Elbette bundan önceleri de sınava cep telefonu, hesap makinası, dijital saat vs getirmek yasaktı. Eyvallah zaten itirazımız da yok. Ancak kopya skandalından sonraki sınavlarda güvenlik önlemlerinin suyunu çıkararak ösym çözüme ulaşmış gibi gözüküyor.

Bugünkü ales sınavında başıma gelenleri sizlerle paylaşıyorum… Bu paylaşacaklarım yaklaşık iki hafta önce KPSS B kadro sınavına giren arkadaşlarımızla aynıdır.

Öncelikle şunu söylemeliyim; sınava gireceğimiz yer nasıl belirleniyor, neye göre belirleniyor çok merak ediyorum. benim oturduğum semtte iki ilköğretim iki lise var, evimin tam karşısı ise anadolu üniversitesi. Ancak sınav yerim bana olabilecek en uzak yerlerden biri Osmangazi Üniversitesi!? Amaç sınav öncesi gençlere sabah sporu yaptırmaksa tamam!?

Neyse onu geçelim, gelelim esas konumuza: yarım saatlik sıkıştıkış otobüs macerası sonunda sınav yerine geldim, haberim vardı kulaktan dolma artık aramalar daha sıkıydı. Ben de sadece kalemimi silgimi, kimliğimi ve bi kaç kuruş paramı aldıp gitmiştim, analog bir saatim var onu bile takmadım. Kapıda polis aradı, mont cebindeki nesneleri sordu. (kalem silgi 0.7 uç ve evin anahtarı)

cebimdeki bozuk paralar dahil hepsini bırakmam gerektiğini söyledi! Maça gitmiyoruz memur bey sınava giriyoruz bozuk para bırak ne demek!? Evimin anahtarını getirmemden doğal ne var!? Bi şey vardı ki işte beni en dumur eden durumdur. Polis memuru bana “lütfen kalem ve silginizi de bırakınız!” Sınava gelmişim kalem almıyolar! Kendileri bize sınavda kendi kalemlerini vereceklermiş!  Bu mudur yani sizin kopya engeli anlayışınız!? Hadi kendimi geçtim yanımdaki arkadaş arabayla gelmiş, anahtarı bırak şuraya diyor! Adam sınavdayken o anahtarı biri alıp arabayı uçursa kimi muhattap alacağız? muhtemelen bize “anahtarsız gelseydiniz”  diyecekler.

Benim eşyalarımın hepsi motumun cebindeydi, ben de toptan montu çıkardım verdim uğraşmadım!

Girdik sınava bizim için devlet baba bi poşet hazırlmış. iki kurşun kalem bir silgi bir peçete bir açacak ve üç nane şekerinden oluşuyor. (Allah razı olsun) ya benim kalemimi almıyosun kalem verecem diyorsun bari adam gibi ver! “FATİH” marka dandik bi kalem! (artık kime yaptırdıysanız) yukarda yazdığım gibi o kadar sınava girmişliğim var ben hayatımda sınav anında kalem açma ihtiyacı hissedip onunla vakit kaybettiğimi hatırlamazken bu FATİH marka kalemleri toplam 3 kere açmak zorunda kaldım üstelik optiği de koyu doldurmuyor!

Bol ünlem işarteli bir yazı oldu bu sefer!

Bir sınav da böyle geçti başımızdan ancak “bu mudur yani” dedirten önlem rezilliği, çağ dışı uygulamalarla siz sorunu çözdük deyin, ben sorun yarattınız diyeyim… Hadi skor iyi gelir inşallah…

25
Kas
10

alternatif enerji Türkiye’de hayal mi?

Bundan birkaç ay önce hibrid teknolojili otomobilleri değindiğimizde, bu araçların tek amacının yakıt tasarrufu değil aynı zamanda çevreyi koruma faktörü de olduğunu, Avrupa’da bu yüzden bu araçlara teşvik uygulandığını ancak ülkemizde yakıt tasarrufunun ön plana çıkmasından dolayı, espirili bir şekilde daha da vergi bindirmesi endişesine değinmiştik.

Hybrid Dünyası

Çevreye duyarlılık ve petrol ürünlerine alternetif olarak hybrid araçların yanı sıra bir de elektirik motorlu araçlar piyasaya sürüldü. Bu araçlardan biri de Bursa’da üretilecek olan Renault Fluence.  Ancak  Dünya otomotiv endüstrisini 2010 yılı sonuyla birlikte yeni bir çağa sokacak elektrikli otomobiller konusunda vergi desteğinin dışında, yaygınlaşması için teşvik de bekleyen otomotiv firmaları, Torba Kanun Taslağı’nda yer alan yüzde 37′lik ÖTV oranı karşısında şok geçirdi. Elektirlikli Fluence’nin satış fiyatının 90 bin TL olması bekleniyor. Evet evet 90 bin TL.

AA’nın yayınladığı kanun taslağı çerçevesinde elektrikli binek otomobillere yüzde 37, yolcu taşımacılığında kullanılan elektrikli araçlara ise yüzde 10 oranında özel tüketim vergisi (ÖTV) uygulanacak.

Bu durum zaten kullanılan pil teknolojisi nedeniyle fiyatları mevcut araçlara göre en az yüzde 40 daha pahalı olan bu araçların bir nevi doğmadan ölmesini sağlayacak.

Şimdi bir düşünün; bugün ülkemizde satışa sunulan benzinli Fluence’lar kampalı fiyatlatla birlikte 35.300TL’den başlıyor. Yani elektrikli versiyonuyla kıyasladığımızda 2 adet benzinli Fluence aldığınızda neredeyse  üzerine bir Clio paranız artıyor. Hal böyle olunca elektirik teknolojisinin hiç bir cazibesi kalmıyor. Çevre kirliliği için düşündüğümüzdeyse benzinli arabaların yüksek emisyon oranları aynen devam…

Otomobil dünyasıyla fazla haşırneşir olmayan okurlarımız için başka bir anlatımla 90bin TL’e elektrikli Fluence yerine alternatif otomobillerden bir örnek verelim:

Mercedes C 180K, BMW 320d xDrive, VW CC 1.8 TSI, Opel Antara…

Liste daha uzayıp gider… Ve bu listedekilerin hiçbiriyle Fluence konfor donanım güvenlik konusunda kafa tutamaz. Sırf elektirikli motor var diye bu fiyat bu aracın hiç piyasaya sürülmemesi demektir.

Umarız bu bu torba yasa taslağı sadece bir taslak olarak kalır ve yetkililer daha rasyonel vergi oranlarıyla hem üreticinin hem de tüketicinin yüzünü güldürür.

17
Ağu
10

Mutlu, Kutlu bir gün!…

Doslar!!!… Romalılar!!….  Sevgili gönül dostlarımız… (sanki sonuncusu olmadı pek)

Bu gün sizin için bi anlam ifade ediyor mu???

Hadi söyleyin bugün günlerden ne?

Hayır salı olduğunu biz de biliyoruz…

Bu gün, o gün, ayın 17si…. Heyoo…. yani Cam Çerçeve Blog’unun DOĞUM GÜNÜ!!

Cam Çerçeve 1 yaşında….

Herkes yaksın mumları, fişşekleri, eşşekleri… amaaan heyecanlıyız işte editorya olarak. Hatta heyecanımız o kadar büyük ki; editorya olarak az sonra sokaklara fırlayıp herkesi öpecez (neredeyse herkesi)

Tam bir yıl önce güzel tayfanın kurduğu blogumuz bu gün bir çok alanda, konuda güzide yazarlarıyla 1 yıl içerisinde çok sevilen, ilgi çeken, takdir gören bir blog haline geldi…

Editorya olarak önce siz değerli  okurlarımıza sonra saygıdeğer yazarlarımıza çok teşekkür ederiz…

Hepbirlikte nice senelere….

Ayrıyetten malesef  17 ağustos 2010  bizim birinci yılımız olduğu gibi marmara depreminin de 11. yılı oluyor. Keşke böle bi acı yaşanmasaydı da 17 ağustos denilince akla ilk deprem değil bizim blog gelseydi…

11 yıl önce o depremde hayatını kaybedenlere allahtan rahmet diliyoruz… yaşanan bu acı hiç bi zaman unutulmayacak…

CAM ÇERÇEVE EDİTORYASI

17
Haz
10

Düğünlerde ne takacaz şimdi?

Espirili bir başlık seçeyim dedim zira konumuzun düğünlerle hiç alakası yok.

Muhtemelen haberlerde duymuşsunuz ülkemize giriş yapmış olması gereken 64 ton altın buhar oldu! Burma bilezik değil, Cumhuriyet değil, tam 64 ton külçe altın.

Maliye Bakanlığı’nın “Varlık Barışı Kanunu” kapsamında gelecek olan 2 tır dolusu altının akıbeti bilinmiyor. Peki nedir bu varlık barışı kanunu?

Varlık Barışı kanunu: Kanun ile gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesi, taşınmazların kayda alınması suretiyle milli ekonomiye kazandırılması, sahip olunan söz konusu kıymetlerin banka ve aracı kurumlara ya da vergi dairelerine bildirilmesi ve cüzi bir oranda vergi ödemek suretiyle kayda alınması ve yapılan bu beyanlardan hareketle inceleme ve soruşturma yapılmaması öngörülmektedir.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Maliye Bakanı Şimşek’e varlık barışı ile geldiği beyan edilen 64 ton altının Türkiye’ye girip girmediğini sordu. CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi, Varlık Barışı Kanunu’na göre beyan edilmiş 64 ton altının tıpkı efsanevi Nazi altınları gibi, adeta buhar olup uçtuğunu söyledi.

2 tır dolusu altının Türkiye’ye girmediğini vurgulayan Hamzaçebi, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları 64 tonluk altın hareketin bilgisini öğrenmek istemektedir. Bu altınlar nerede? Nazi altınları vardı 2. Dünya Savaşı’nda. Nazi altınları kaybolmuştu, aklıma bu geliyor. Bu altınlar nasıl buharlaştı. Hem dört kişi 64 ton altının olduğunu var diye beyan edecek. Hem de bu Türkiye’ye girmeyecek. Bunu doğal karşılamak mümkün değil. Varlık Barışı Kanunu birtakım kişilerin kara para aklama operasyonu yönetmek amacıyla kullandığı bir araca mı dönüşmüştür? Nüfuzlu kişilerin sahibi olduğu bir altın mıdır?” diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, AKP tarafından 2008’de çıkarılan ve 31 Aralık 2009 tarihinde uygulaması sona eren Varlık Barışı Kanunu uygulamasına ilişkin açıklamada bulundu.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, 4 Ocak 2010’da yaptığı açıklamada Varlık Barışı uygulaması sonucunda; 47.3 milyar liralık varlık beyan edildiğini belirten Hamzaçebi, “Bu tutarın yüzde 7’sinin külçe altın olduğu açıklandı. Yüzde 7’lik rakam aşağı yukarı 3.2 milyar TL’ye karşılık gelmektedir. Dönemin altın fiyatlarıyla yapılan hesaplamada ise bu tutar 64 ton külçe altına karşılık gelmektedir” dedi.

Geçtiğimiz sene Küresel Krizin ardından hükümet yetkililerinden gelen ilk açıklamalarda (“kriz bizi teğet geçecek” hariç) yurdışında varlıkları bulunan yurttaşlarımızın yada gurbetçilerimizin ne şekilde olursa olsun varlıklarını yurtiçine aktarmaları tavsiye edilmişti. Finansal ekonomik krizlerde bildiğiniz üzere en tatlı gelecek ilaç likit akışı ve teminatıdır. İşte bu amaçlar verilen demeçler karapara aklamanın da güzel bir fırsatı oldu.

Maliye Bakanı’nın ikna edici ve aydınlatıcı bir açıklama yapamaması, bu kanunun Türkiye’de karapara aklama için bir yöntem olarak mı kullanıldığını akıllara getiriyor. Zira Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Şükrü Kızılot ve CHP Grup Başkanvekili M. Akif Hamzaçebi gibi akademisyen, yazar ve siyasilerin görüşleri de bu doğrultuda.

16
Haz
10

ve sonunda yeni Jetta

Volkswagen, merakla beklenen yeni Jetta’yı New York’ta tanıttı.

Avrupa’da birinci, Dünya’da ise ikinci büyük firma olma özelliğini elinde tutan Volkswagen; gelecek 20 yılını Dünya’da da birinciliği eline almak olarak hedefliyor. Tabi bu hedefin yolu Amerika pazarından geçiyor. Jetta geçmişten beri Amerika pazarında sevilen bir otomobildi. Ve lansmanı New York’da yapmak tabiki kaçınılmazdı.

Jetta’ya en sade tanımla Golf’ün sedanı demek pek de yalnış olmayacaktır. Ancak bu sefer dış görünümde kardeş Golf’den ayrılan epey çizgileri var. Ön tarafta büyütülmüş bir Polo anımsamaktayken, aracın arka tarafı arkadan ailenin ağabeyi Phaeton’a göz kırpıyor. İç mekandaysa Golf’ün sedanı tabirini boşa çıkarmayan benzerlik söz konusu Volkswagen ailesinin tipik çizgilerine sahip iç mekanda diğer aile üyelerindeki gibi kalite hissi üst seviyede olacak gibi.

Boyu 4.64, genişliği 1.78 ve yüksekliği 1.45 metre olan aracın boyu 9 cm uzarken aks mesafesindeki artış 7 cm’yi bulmuş. İç mekana 6.7 cm’lik diz mesafesi artışı olarak yansıyan bu uzama sonucunda sunulan ferahlık hissi de artmış.

Avrupa için altı adet motor seçeneği sunacak olan otomobilin 1.2 litre hacimli TSI motoru 105 beygir güç üretebilirken ülkemizde de oldukça popüler olacak gibi duran 1.4 litre hacimli TSI motor 160 beygir gücünde. Diesel motor seçeneklerinden 1.6 litre hacimli olanı 105 beygir güç üretirken 2 litre hacimli olan model 140 beygir gücünde. Güncel Jetta’da kullanılan 122 beygir gücündeki 1.4 litre hacimli TSI motor yeni modelde de bulunacakken A.B.D.’de tanıtılan 200 beygir gücündeki benzinli motor da Avrupa kıtasına gelecek.

1.2 TSI haricinde bütün modellerde 6 veya 7 ileri vitesli çift debriyajlı, yarı otomatik şanzıman (DSG) alınabilirken standart şanzıman 6 ileri vitesli bir manuel modelden oluşuyor. Avrupa’da BlueMotion paketiyle de alınabilecek olan otomobil bu versiyonlarında Start&Stop ve enerji geri kazanım sistemleriyle donatılacak. 1.2 TSI motorla donatılan BlueMotion’ın 100 km mesafede ortalama yakıt tüketimi 5.3 litre olarak açıklanırken 1.6 litre hacimli TDI motorla donatılmış model 100 km’de ortalama 4.1 litre mazot tüketerek boyu 4.6 metrenin üzerinde olan sedanlar arasında bir rekora imza atıyor.

Compact sedan sınıfında ülkemizde de çok sevilen Jetta’nın 2011 başlarında  memleket topraklarına gelmesi bekleniyor. Yeni Jetta yeni  görünümüyle yine rakiplerine uykusuz geceler yaşatacak gibi.

23
May
10

Dacia Duster

Dacia, kendine duyduğu güvenin bir belirtisi olarak küçük SUV piyasasına da el atp Duster’i piyasaya sundu.

Romen Dacia firmasının Renault desteğiyle son yıllardaki beklentilerin ötesinde satış başarısı, firmanın artık Logan ve Sandero’nun bir adım daha ötesine gitmesi cesaretini verdi. Öyle ki bu adım bir 4×4 ile geldi.

Yine Dacia’nın ucuz fiyat silahıyla büyük beklentilerle piyasaya sürülen Duster, artık herkesin bir SUV sahibi olabileceği iddiasıyla beğenilere sunuluyor. Öyle ki firma yetkilileri daha geçtiğimiz aylarda Cenevrede tanıtımı yapılan Duster’ın ülkemize gelmeden sparişlerin başladığını iddia ediyorlardı. Yani insanlar daha görmeden gözü kapalı araç alabiliyorlar demekki!? Elbette bu demeç bir ticari strateji de olabilir.

Nitekim bir arazi aracını böyle uygun bir fiyattan almak elbette çok kişinin ihtiyacı bakımından güzel bir fırsat olabilir. Bakalım Duster’da neler var:

Kaslı görünümü ve çizgileriyle gerçekten bir arazi aracı, aracın etek kısımlarına doğru kullanılan gövde rengi olmayan plastik malzemeler şehirden çıkmayan lüks SUV’lerin aksine her yola gocunmadan girecekmiş gavası veriyor. Beş kollu jantlar da araca spotif bir görünüm katmış. Arkasındaki büyük “DUSTER” yazısı ise markanın modeline duyduğu güvenin açıkca göstergesi.

SUV aldım diye bu araçtan çok lüks beklemek pek doğru olmayacaktır çünkü iç kabinde kullanılan malzeme Dacia’nın diğer modellerinden pek farklı değil. Ayrıca iç kabin genişliğinin biraz beklentilerin altında olduğu söylenebilir.

Duster’in Ambiance ve Laureate olmak üzere iki donanım seçeneği bulunuyor. 1.6 cc 105 beygir ve 1.5 dci (110hp ve 85 hp) dizel omak üzere motor seçenekleri bulunuyor. Ayrıca bu seçeneklerin hepsinde 4×2 ve 4×4 seçeneği de ayrı olarak sunuluyor.

İncelediğimiz Duster 4×4 1.6 cc 16v 105 hp’nin maksimum hızı 160 km/h iken 0′dan 100′e 12.8 saniyede ulaşıyor. 1250 kg ağırlığındaki Duster’in şehir dışı yakıt tüketimi 7.0 lt/100km iken bu değer şehir içinde 10.4′e  yükseliyor.

Firmanın Türkiye yetkilileri, beklentileri karşılayacağından emin oldukları Duster modelinin satışının bu yıl içinde 3bini geçeceğini iddia ediyorlar.

Daha dar bütçeye sahip olup da bir arazi aracı almak isteyenlerin veya lüks bir arazi aracı olupta dağataşa çıkmaya kıyamayanların bir alternatifi olacak Duster 29.900TL  ile 44.000TL  arasındaki fiyat yelpazesiyle alıcılarını bekliyor.




Zaman Dilimi Göstergeci

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

bize ulaşın

camcerceve@gmail.com

örtmenim arkadaşlar konuşuyo!


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.