Canın mı sıkkın? Keyfin mi yok? Hmm…Dur bakalım neler yapabiliriz…
En son ne zaman vakit ayırdın kendine? bugün mü? Dizi seyrettin mi hiç son zamanlarda? Kitap okudun mu? Hadi hepsini salla boş boş televizyon seyrettin mi kendi kendine?
Bugün yaptın belki de hepsini. Ee ne var bunda değil mi? Peki kendi varlığını hissettin mi bunları yaparken? Senin yanında, senin en iyi dostun olması gereken insanı, benliğini hissettin mi?
Bu bir asosyallik veya bencillik manifestosu değil. Ayn Rand’a kadar gideriz kanıtlamak gerekirse ama anladın sen beni.
Koşuşturmaktan, dertlerden tasalardan kendinin nasıl birisi olduğunu, ne kadar keyifli, ne kadar eğlenceli, aslında ne kadar senin kafa dengin olduğunu unuttun belki de. Sadece sen değil milyonlarca insan da bu klubün üyesi. “Benliğini Unutanlar”. Afilli isim oldu di mi breh breh.
Bak şimdi ne yapalım biliyo musun? Bi yüzünü yıka ya da bi çay koy kendine. Ne bileyim yapmaktan mutlu olduğun bi anı yaşat kendine ve sadece kendin için. Sonra geç karşına halini hatırını sor. Belki bi özür dilersin onu aklından çıkardığın, unuttuğun için. Al Karşına harbi harbi konuş. O da sana yapılacak en hakiki dostluğu gösterecek. Sıkıntını giderecek, tavsiye verecek veya içini rahatlatacak unuttuğun bir dostunu hatırlaman şerefine. Emin ol çok daha farkında olacaksın herşeyin, daha keyifli hale gelecek hayat.
Kendini ihmal etme! Çünkü kendini ihmal edersen etrafındakilere hakettiği değeri veremezsin. Yanyana 24 saatini beraber geçirdiğin insanı bile ihmal ediyorsan diğerlerini, sevdiklerini düşünmeye, gerçek anlamda düşünmeye imkanın olmaz.
Hayatı sevmek, etrafını sevmek, sorunlarını halledebilmek için işe kendinle tekrar samimi olmaktan başla.
Şimdilik kal sağlıcakla.
Ben kaçtım,
kendime verilmiş bi randevum var;)














örtmenim arkadaşlar konuşuyo!