'İbret' kategorisi için arşiv

30
May
10

yansıma,yanılsama

Aldırmadan Yaşamak, gördüğüm yaşam biçimi,değişen düzenin kaçınılmaz sonucu bu.

Ormanlar yanıyor ,kazalar doğal afetler,hastalıklar oluyor ve evlerimzdeki  renkli kutulardan izliyoruz,birşeyler yumurta kapıya dayanmadan gözümüze sokulmuyor,sıradanlıklar içindeyiz savaşlarda kaybedilen insanlar maç sonucu açıklanır gibi aktarılmakta bize,bu olmamalı elden birşey gelmeli köşeye çekilip ağlamanın da söğmenin ve isyanın da faydası yok.

Birbirimizi uyarmamız,bildiklerimizi paylaşmamız gerek

08
May
10

Yurdumdan İnsan Manzaraları 1

Geçenlerde ailece biryerlere yetişmeye çalışırken yukarıdaki manzarayla karşılaştık.Kırmızı ışıkta yaklaşık bir yarım dakikalık süremiz varken ben de hemen bu trajikomik manzarayı fotograflamak istedim.Motordakiler fotograf çektiğimizi görünce gülümseyip,el sallamaya başladılar.Ben de insanların bu rahatlığından cesaret alıp birkaç kare daha çektim…

Aslında yukarıdaki tablo insanların nasıl zor durumlarda hayatlarını riske atabildiklerini, düşüncesizğin cahillikle birleşerek nasıl bir canavara dönüştüğünün en açık göstergesi.Sürücü hem kendilerinin hem de başka sürücülerin hayatını riske atabilme hakkını nasıl kendinde görebilmekte anlamış değilim …O an için güldük geçtik belki ama bu insanların 100 metre ileride bir kaza yapmayacağının garantisini kim verebilirdi?

Yukarıda  5 kişi sayabildim,Bir de sürücünün kucağındaki bohça… Garibim motorun ise  sadece ön lastiği görünüyordu.En arkadaki bayanın tam olarak nereye oturduğu hakkındaysa hiç bir fikrim yoktu…

Sözün özü,bu fotografları hem yüzlerde ufak bir tebessüm hem de akıllara insan hayatının bu kadar ucuz olmadığını yerleştirmek maksadıyla yayımlıyorum… Saygılarımla

 

26
Nis
10

kırılma

Başlığa aldanıp hüzünlü bir yazı beklemeyin.Kırılmadan kasıt hayatımıza farklı yönler veren değiştiren,rutin gidişine dur !!!deyip hızlandıran ya da yavaşlatan olaylar.

Farkındayız ya da değiliz öyle anlar olur ki size apayrı bir kapı açar,bunu okul kazanıp farklı bir şehre gitmek ya da hediye alınmış güzel bir arabanın uyardığı duygularla da karıştırmayın sakın,,örneğin bir öğretmen olabilir küçüklüğünüzden hiçbir uzmanlığı olmadığı halde omzunuza dokunur gözlerinize bakar ve o küçücük çocuğa size sana sen şu dalda etkilisin resim,müzik,matematik,hafıza,yazı,,vs üstüne düş der,o an bir kırılma noktasıdır,yok bu çok basite indirgemek oldu bu ve benzeri bir durumla karşılaşmış olmanız olası, ancak asıl anlatmak istediğim daha zor ve farketmesi zaman alacak türden bazen bir arkadaşınız sizi uyarır,şaşırtır,algılarınıza farklı bir açı kazandırır,çok basit uyarılardır çoğu zaman mesele onu dikkate almak,bazen bir haber bazen yakınınızda birinin ani vefatı ve o boşlukta kurtulmak için hiç beklenmeyeni yapmanıza sebep olan anlar,benim tasarım adına bir bölümde yeralıyor olmamın sebebi bir arkadaşımın yanında sıkıldığım bir an odasındaki vantilatörü çizmem ve beni NEDEN!!! güzel sanatlar sınavına girmiyorsun diye uyarışıyla başlayan bir süreçtir.

anlatmak istediğim,size doğrunuzu yanlışınızı şaşırttıran o dakika kırılma anınız,dilerim hatırlattığı ,size çağrıştırdığı bu anlar hep olumlu yönde ve doğru kararlar almanıza sebep olan anlardır 

27
Mar
10

Dünya Sallanıyor!!!!

Biraz sert bir giriş oldu kusura bakmayın..

12 Ocak 2010 Haiti depremi ile başlayalım..Haiti dediğimizde fakir bir ülke geliyor aklımıza..Depremden sonra yaşanan dram hepimizin aklında , bence bu deprem bizleri de yaraladı. sanki kendi geleceğimizi gördük bu depremde..Haiti pek tabi ki hazırlıksız yakalandı.Bir çok insan öldü , evsiz kaldı , kayıplara karıştı…

Haiti yaralarını saraken , tüm Dünya seferber olmuşken Yunanistan 5.2 , Guatemala 6.0 depremi ile sarsıldı…

Tüm bu depremlerin üstüne ,yüzyılın en büyük depremlerinden biri ; 28 şubat günü yaşanan Şili Depremi ile devam edelim.. 8.8 büyüklüğünde ki depreme Şili son derece hazırlıklı yakalandı.Artçı sarsıntısı 7.1 olan bir depremden bahsediyoruz..Şili son derece hazırlıklıydı dedik çünkü yıllar yıllar önce 9.5 i görmüşlerdi yani Şili dersine çalışmış…

4 Mart 2010 Tayvan Depremi ; 6.4 büyüklüğünde ki deprem herkesi korkuttu.Neden mi? Şili depreminin artçılarından biri olan 6.1  ile hemen hemen aynı zamanda olması ve o haftalarda bir çok depremin artçılarla beraber üst üste gelmesiyle beraber konuya vakıf olan herkes konuşmaya cesaret bile edemedi.Bu arada artçılar susmadı(6.2-6.3-7.1-6.9-7.2) .Yoksa depremler birbirini mi tetikliyor?? Tüm bunların üzerine NASA dan çok değişik bir açıklama geldi ; Şili Depremi sebebiyle Dünyanın ekseninde bir kayma oluştu!!!Dünyanın kendi ekseni çevresinde ki dönüş süresi kısaldı!!!Günler kısaldı ustaa!!

Tüm bu haberleri korkarak takip ederken bir Oscar Gecesi ansızın deprem bizi de vurdu…8 Mart 2010 günü Elazığ da 6.0 büyüklüğünde meydana gelen deprem yoksa Büyük İstanbul Depreminin habercisi miydi!! Uzun bir aradan sonra deprem acısını ülkemizde yaşadık. Orada olanlara bizde ağladık bizde üzüldük.

Fakat bilanço her geçen gün kötüye gidiyor.Ne acıdır ki depremle yaşamayı bir türlü öğrenemedik.Ülkemizin büyük bir kısmı fay hatları ile çevrili ve bu fay hatları artık uyumuyor.Hepsi pusuda , heyecan arıyor..Olması beklenen (ki inşallah olmaz) İstanbul Depreminin olası sonuçlarından haberiniz varmı? Yoksa örnek vermemem daha iyi!!

Her geçen saniye yeni depremler olmaya devam ediyor….Elazığ çevresi ve Ege Denizi bugünlerde çok sallanıyor mesela…

Tektonikler , plakalar , fay hatları…….. Tabi ki önüne geçemeyiz , yapabileceğimizin en iyisi hazırlıklı yakalanabilmek.Şili bunu başardı.Japonya depremle yaşamaya çoktan alıştı.Peki biz!!

22
Oca
10

Galatasaray ve Transfer Politikası Üzerine………

Galatasaray transfere doymuyor…

Yıl 2008…Şubat ayı..Yer ; İstanbul….Stat ; Şükrü Saraçoğlu….Türkiye Kupası Çeyrek Final İlk Maçı…

Henüz iki yıl öncesi..Sahada 11 Metin var…11 TÜRK…11 i de Milli Takımın hakkını verebilecek kapasitede futbolcular… Galatasaray etkili oynuyor ancak beraberliğe razı oluyor…Onca baskıya , sakatlığa rağmen sahaya çıkan 11 aslan , 11 TÜRK sahadan gururlu ve başı dik ayrılıyor…..

Bugünden bir ay sonrasına gitmek istiyorum….

Yıl 2010…Şubat ayı…Yer ; İstanbul…..Florya Metin Oktay Tesisleri….

Elano , Kewell , Jo ,  Neill , Leo Franco , Baros , Keita  (belki de Dos Santos) Sahi yahu biz bu kadar yıldızı nasıl bir araya getirdik…

Peki bu yıldızların ortak özellikleri neler?

Premier Lig mi?…Olabilir…Milli takımlarında oynuyorlar veya oynamışlar mı?..Evet..Kalite mi?..Olabilir.. Gelecek vaadediyor mu?..Biraz.. Takıma uyum sağlar mı?…Zaman gösterecek.. Yoksa uyum sorunu yaşar mı?..Hayır…Buna benzer bir süzgeçten geçen futbolcular gerçektende çok cüzi miktarlara İstanbula Floryaya geliyorlar..Peki ama nasıl..O kadar borç altında nasıl… İşte  bu noktada bu sorumun cevabına ben politika derim…Çok paran olabilir , mükemmel bir stadın hatta müthiş değerli arsaların olabilir…Ama gün gelir ; ne o stadında Milli Maç oynanır ne de o stadında Avrupa Kupası kaldırılır…Bunlar tamamen yöneticilik anlayışı ve ince elenip sık dokunan transfer politikalarıdır..Taraftarı susturmak için yapılan transferler değil , taraftarı heyecanlandıran transferlerdir…

Premier Lig karması kurma yolunda ilerliyor Galatasaray…

Bu transferler herkesin iştahını kabartıyor ama TÜRKİYE kazanıyor , Ülkemizin prestiji artıyor…Bizim ligimiz ;ununu eleyip eleğini asanların , beklentisi olmayanların , sadece para kazanmaya gelenlerin ligi değildir… 321 milyon dolar ediyorsa yayın hakları ; Jo yu da izle , Elano yu da izle , Baros u da izle , Arda yı da izle…Hakkındır..

Unutmadan ; sakın taraf tuttuğumu düşünmeyin burası serbest atış…..

Bu arada bu takım yakında Premier Lige 21.takım olarak girerse sakın şaşırmayın…..

25
Ara
09

osman baydemir Üzerine…..

Sesimi birilerine duyurmak istedim.İçimde ki çığlıkların duyulmasını istedim ama helluri arkadaşım nam-ı diğer sevgili arkadaşım Onur biraz olsun dile getirmiş..Ama dayanamadım..Bende birşeyler karalayayım dedim….Sonuçta serbest atış;

%65 oy almış bir belediye başkanından biraz bahsetmek istiyorum..

Efendim kendisi Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur..1 yıl serbest avukatlık yaptıktan sonra bir şekilde siyasete atılmıştır…Zaman içerisinde bir çok fikir topluluklarında görev almış ve nihayetinde zamanın dtp si dehap dan Diyarbakır Milletvekili Adayı olmuştur…Sonunda kendisine tahsis edilen görev onun için tepe noktasıdır ; Diyarbakır Belediye Başkanlığı…Burada bir parantez açmak istiyorum ; efendim yaklaşık 20 yıldır etnik parti çalışmaları devam ediyor..Son halkası olan dtp de bayrağını bir başka oluşuma devredecek.Peki bu nereye kadar sürecek…Bu süregelen partilerin kaleleri olarak gördüğü Diyarbakır şehrine (ki ben bu parti kalesi tabirini etik bulmuyorum) belediye başkanı olmak her babayiğidin  harcı değildir..Zaten baydemirin genç yaşta böylesi bir şehre , neden belediye başkanı olduğunu hareket ve tavırlarından anlıyoruz…Son zamanlarda kendisini Kürt halkının sözcüsü olarak tanıtan ve günümüz siyasetinin içinde oldukça aktif durumda bulunan baydemir ; tavırları ve üslübuyla günden güne halkının desteğini arkasına alıyor haklı olarak..Askere silah bırak diyor , ölen pkk lıların ailelerinin evine gidip oğlunuz(haşa diyeyim) şehit oldu anam ağlama diyor , konuşmalarını Kürtçe yapıyor..Sonra çıkıp ekranlarda ahkam kesiyor ; biz barış elçiyiz , demokratik açılımı baltalamayın…

Bugün olanları ise sanırım hepimiz biliyoruz..Kameraların önünde belediye başkanı sıfatı altında söylediği sözler gerçekten de yenilir yutulur cinsten değil…Ama şu anda baydemir Diyarbakır da kahraman ilan edildi..Çünkü ona oy veren ve veremeyen(burada taş atan çocuklardan bahsediyorum) vatandaşlarımızın içinden geçenlere tercüman oldu belki de…Konuşmasını yaptıktan sonra Türk Halkı şaşkındı..Kimileri ağzından kaçtı canım dedi…Keşke hep böyle iyi niyetli olsak kardeşim…Ama akşam canlı yayında söyledikleri  (NTV) ; asla pişman değilim…………..yorum yok…..

Son olarak bu tepkinin sebebine gelmek isityorum…Arkadaşlar anladığım ve araştıdığım kadarıyla osman baydemir gözaltına alınamayınca çok içerlemiş..Arkadaşları ‘sen halkına böyle mi sahip çıkıyorsun , biz sana o koltuğu bunun için m, verdik’ demiş.. Bunun üzerine baydemir bende çıkıp ortalığın şöyle bir tozunu attırayım , ana avrat düz gideyim , beni de içeri alsınlar arkadaşlarımı yalnız bırakmayayım demiş.. Daha sonra çıkmış yeni oluşumlarının binasının önüne başlamış konuşmasına…Konuştukça alkış tufanı , küfürler..Yaşa çok yaşa ..Alkış geldikçe basmış küfrü , basmış küfrü..Bi ona , bi ona , bi ona , bi ona….Akabinde beklemiş…Gelip kimse beni de arkadaşlarımın yanına götürmeyecek mi diye…Beklemiş beklemiş beklemiş..Gelen geçen yok..En son televizyonlara çıkayım belki bu sefer duyarlar demiş…Bir güzel televizyondan da teyit etmiş…Ama tık yok…..Bugüne kadar hiçbir işlem olmadığı gibi…

Bu ülkede bu pkk sevdalısına dur diyecek  , işlem yapabilecek tek bir Cumhuriyet Savcısı yok mu arkadaş!!!

Kardeş kardeş yaşasak olmuyor yani…

11
Kas
09

Dizi İzlemek Üzerine………

Önce bir reklam gözümüze takılır…  ”*****”   dizisi çok yakında **tv/kanal  da/de  başlıyor…sakın kaçırmayın….

Öyle iyi niyetliyiz veya meraklıyız diyelim (iyi niyetli çok iyimser oldu) ilk bölümü kaçırmayız..Kuruluruz televizyonun başına gözümüzü kırpmadan izleriz.Kimimiz beğenir ‘abi ne dersin bu dizi tuttu be–ne diyorsun oğlum akar bu dizi akar’….Kimimiz ise beğenmez ‘yok abi haftaya final–zaten şu başrolde ki çocuğun dizisi hiç tutmadı abi’…İlk reklamda kanal değiştiren izleyici kitlesini saymıyorum bile…..

Ağzı olan konuşuyor ama halk bu işi biliyor usta…

İsim verip rencide etmek istemiyorum ama bu hafta içinde bir dizi daha aramızdan ayrıldı…4.bölümde final yaptı..Bende izlemeyen izleyici kitlesine mensuptum lakin bu bilgileri ajansta dinledim…Kim bilir ne umutla başlamışlardı , kaç çalışanı vardı , nice evlere ekmek götürüyordu ama olmadı…Şu açıdan baktığımda ise 2.bölümde final yapan bir dizi olduğunu hatırlıyoum ve bu dizi onun yanında neredeyse ikinci sezonuna geçmiş kadar oluyor…Acı ama gerçek…

Peki ben lafı nereye getirmeye çalışıyorum…Arkadaş bizim güzel ve yanlız ülkemizde bir dizi hemen hemen 80-100 dk sürüyor ki reklamlar hariç olarak söylüyorum bu süreyi…Peki herkesin diline doladığı yabancı diziler ; ortalama 20-40 dk …Peki arada neden bu kadar uçurum var….Bizim oyuncularımız bir bölüm çekeceğiz diye gecelerini gündüzlerini ortaya koyuyorlar…Neden! sadece çark usülüne uygun dönsün diye..Yap abi 30 dklık dizi ,eskiden vardı bir kaç sit-com gerçi hala bir kaç dizi var ama genelde yüksek dakikalı diziler izlemekteyiz..Çok uğraşıyoruz çok çalışıyoruz ama karşılığını alamıyoruz…

Bizlere Osmanlı nın son dönemlerini anlatan , sıcacık üslubuyla bizleri kendisine hayran bırakan, bizlere tarihi sevdiren, Balkan Türklerini tanıtan o dizinin ne günahı vardı da eylülün sonunda yeni sezona başlayıp ekimin ortasında final yaptı…Misal….O kadar çok örnek var ki….

Madalyonun diğer tarafı bence daha da korkunç…

Ama tespitlerim şu yönde ; ya elinde silah adam vuracaksın ya da entrika-dram-gözyaşı….Yoksa tutmuyor arkadaş…

Eskidendi o..Mahallenin Muhtarlari , Bizimkiler…Aile ortamı , usturuplu sohbetler, bize vereceği mesajlar..Gerçekten de ailece izlerdik…İşte gerçek genel izleyici kitlesi bu idi….Şimdilerde ailelerin çocuklarıyla beraber izlediği dizi sayısının çok az olduğunu tahmin ediyorum…Öyle olmasaydı ’7 yaş üstü için geçerlidir, 18 yaş üstü için geçerlidir ibareleri olmazdı değil mi???….Birde arkadaş , bazı dizilerimiz bazılarını göklere çıkarıyor bu günlerde…Bir dizi de kapı açmak yetiyor usta ….Fakat eski dizilemizin ustalarının haberleri yürekleri burkuyor ;   bilmemnerede ölü bulundu , parasızlıktan sokakta yaşamaya başladı , bilmemkim yaptığı açıklama da sanat dünyası nankör dedi…Yorum Yok!…..Ustalara saygıyı sadece cenaze töreninde gösteren bir milletiz ne de olsa değil mi?.

Nereden nereye geldik……

Ama siz kendinize bu yazıdan bir kaç mesaj çıkarmayı unutmayın……..

 

31
Eki
09

İşte Gerçek Sanatçı , İşte Gerçek Gazeteci

Yandaş medya günümüzde aşılması gereken büyük problemlerden birisi…İki farklı gazetede aynı haberi okuyan iki kişi ne yazık ki aynı sonucu çıkaramıyor bu memlekette…Gel gelelim ki bir de torpille basamakları birer birer çıkanlar zibil gibi bu ülkede..Sözüm şu ki ; tamam sporla hiç alakası olmamış insanların yorum yapmasına çok alıştık…Hayatında 90 dakika futbol oynamamış birisinin son derece heyecanlı ve içten yorumlarını kabullendik..Ama bilmem kimin damadı , bilmem kimin yeğeni hadi seni gazeteye alalım , hadi seni spor servisine alalım denilirse sonucu aşağıdaki gibi olur :

…izlemek için tıklayın…

İnsanları temsil ettiğine inandığımız ve toplum olarak dikkate aldığımız bu tür insanların ağızından böyle şeyler duymak bir vatandaş olarak beni çok üzüyor..Şimdi kaçımız o sohbeti yapanlara sanatçı, gazeteci deriz….Bilemem…

21
Eki
09

sorumluluk

Okul okuyoruz, sorumluluk bilincini öğrenmek için ,evde anne babamızın sorumluluk hallerine okulda öğretmenlerimizin idarecilerin sorumluluklarına lokantada yemek yerken dahi birilerinin halinde içinde bulunduğu sorumluluğa şahit oluyoruz.

sorumluluk yükleniyoruz,çocukluktan daha günlük anlık kariyerimizin yol haritasını oluşturabilecek sorumluluklar yükleniyoruz evde babalar yedi yaşında çocuğu ekmek almaya gönderirken dahi bu bilinci yükler,hayatta sorumluklar her yerde basamak basamak bu küçük adım gibi başlar ve yüklenir kişilere

Sorumluluk yükleniyorsak öneminin farkına varmalıyız biz yüklenirkende başkalarına yüklerkende bu da denetim gerektirir oto kontrol ve kendi dışımızdakileri takip ile olur oluşur,

Takip bilgi gerektirir bilinçli olmayı gerektirir öz saygı ve başkalarına saygı ile oluşur  bilinçlenme,

gazete okuyoruz,okumalıyız,yorumları görmeli karşılaştırmalıyız kendi sonucumuza göre daha sonraki hamlelerimizi belirler tutumumuzun oluşmasını sağlarız ,Bir takip yöntemi sorumluluk yüklediklerimizi denetleme yöntemidir, gazete okumak

sorumluluklardan kaçmak duyarsızlaşmak kayıtsız kalmak her alanda şikayet ettiklerimizi kabullenmek anlamına gelir sessiz kalır sorumluluğumuzun bilincine varmaz gelene geç, yanlışa banane dersek kaybedilenler için kızmaya da hakkımız olmaz,

birlik olmak zor,tirajı komik olaylar karşısında olgunluk göstermek de

evde baba düğünde silah sıkarsa oğlu da yarın maçtan sonra sıkar,biri öldürülür susar geçiştirir adalette buna kaza deyip babayı aklarsa ne bilinçlenme olur ne bu kazalarla ölenler biter,

bunlar; birlikte tavır koymak, hareket etmek, ilgili mercilere başvurmakla aşılabilir ceza hakkınca verili bu haberler pembe dizi misali  dramatize edilmeden yanlışlığı vurgulanarak yayınlanır ise izleyen baba silahını belki yerinden çıkarmaz belki elden çıkarır,helikoper görmek için yangın çıkaran hareketsizlikten sıkılmış bilinçsiz çocuğu sokağa salan anne baba o ormanın önemini kendi dilince anlatsa çocuğa o çocuk ormanı ateşe vermez,turisti kazıklayan esnaf uyarılsa esnaf daha ciddi olmak durumunda kalır avrupa insan hakları mahkemesi siyasal boşluklarla diplomatik oyunlara çerez yapılmadan insan hayatının haklarının standartlarının yükseltilmesi yanlışların düzeltilmesi birilerinin uyarılması için başvurulacak bir kapı olsa daha iyi olmaz mı devlet bir avuç rüşvetçiyi denetleyip yapmamaya zorlasa yanlışlar düzelmeye başlamaz mı kişinin kurumlara ülkesine güveni artmaz mı

yanlış olanı fark etmek ,düzeltmek için ,dur demeyi bilenlerin artması dileğiyle

07
Eyl
09

tayyip’i üzmek allah’ı üzmektir (tövbe haşa)

Kelimeler kifayetsiz kaldığında habere link atarsınız yapacak başka birşey yoktur…
Ama habere geçmeden önce bu haberde okumanızı istediğim bir kısım var ki o da bambaşka tat bambaşka bir duruş;

“oğlanla kız okurlarsa beraber,
sokaklar atılan çocuklarla dolar.
pamukla benzin ateşte durmazlar
şuçun şiir değil, dini yaşaman.”

Ne diyelim, Denizli yöresinden gelen bu koçaklama da yanına karşı cinsi oturduğunda hemen sevişip sokaklara çocuk atan gençlerimize gelsin,atmayın sokaklara çocuk mocuk kardeşim,israf.Ben nerede sokağa çocuk atacak bi cumhuriyet genci bulsam uyarıyorum,geri dönüşüme verdiriyoruz.Gerçi kitabın yazarı teyze nin geri dönüşümü fazla kaçmış ama.Hep söylüyorum geri dönüşümcülere cahiliye devri’ne kadar geri dönüştürmeyin diye ama oluyor işte bazen…neyse Haber burda…

Denizli’de skandal kitap!
Atatürk ve kadınlara hakaret dolu kitap, camilerde dağıtıldı

Ramazan ÇETİN/DENİZLİ, (DHA)

DENİZLİ’de eşi emekli imam olan ev kadını Fatma Durmuş’un yazdığı `İlahilerle Hakka Çağrı’ adlı ilahi kitabı ortalığı karıştırdı. CHP İl Başkanı Ali Kavak ve CHP Merkez İlçe Başkanı Osman Bartal, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından onaylanan, 10 bin adet bastırılan ve ücretsiz dağıtılan kitapta, halkın kin ve düşmanlığa teşvik edildiği, Atatürk’e hakaretlerde bulunulduğu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Peygamber ve Allah gibi gösterildiği iddiasıyla Denizli Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Okumaya devam edin ‘tayyip’i üzmek allah’ı üzmektir (tövbe haşa)’




Zaman Dilimi Göstergeci

Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

bize ulaşın

camcerceve@gmail.com

örtmenim arkadaşlar konuşuyo!


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.